Kürdçü BDP’lilere Said Nursî’den büyük dersler…

15 AĞUSTOS 2011 PZT 02:25

Daha önce konu edinmiştim. Şimdi önemine binaen bir kez daha konu ediniyor ve bu yazıyı kavmiyetçilik hastalığına tutulan BDP’lilerin dikkatine sunuyorum. Kürdçü, kafatasçı BDP’lilerin Üstad Said Nursî’nin söylediklerinden ders çıkarmaları dileğiyle…

Bilindiği üzere Bediüzzaman Said Nursî’ye isnad olunan şeylerin başında “Kürdçülük” isnadı gelir. Bu hiç aslı olmayan bir iftira ve isnaddır. Muarızlar, buna delil olarak yalnız millî elbise ile Bediüzzaman’ın İstanbul’a gelişini, bu kıyafetle dolaşmasını, büyük İslâm mücahidi ve kahramanı Salâhaddin Eyyübîyi takdir ile yâd etmesini ileri sürüyorlar. Başka hiçbir sözünü, hiçbir hareketini bulup da ortaya koyamıyorlar.

Maksat malûm. Ona siyasî bir isnatta bulunarak efkâr-ı umumîye nazarında onu lekelemek. Evet, Said Nursî, Türk’ün can, vatan ve din kardeşi olan Kürd soyundandır. Büyük mücahid Salâhaddin Eyyübî’nin kahraman soyuna mensuptur. Fakat kastedilen mânâda ona Kürdçülük isnadına hiçbir veçhile imkân yoktur.

Bir kere Bediüzzaman’ın, hakikî bir Müslüman olmak, Kur’an ve Sünnet’e bütün varlığıyla iman etmiş olmak itibariyle kavmiyet aleyhinde olduğunda hiç şüphe yoktur. Bu yolda evvel, âhir hiçbir hareketi hiçbir sözü, hiçbir iddiası vaki olmamıştır.

Bedüzzaman’ın Kürdçülükle hiçbir alâkası olmadığını, bilâkis her nev’i kavmiyetçi hareketlerin tamamıyla aleyhinde olduğunu kendi eserlerinden nakledeceğimiz bir kaç cümle, kat’i surette isbat etmektedir. Ezcümle mütareke devrinde Kürd Tealî Cemiyetinin Reisi Abdülkadir’in kendisini kavmiyetçiliğe yönelen faaliyetlerine iştirake davetlerine karşı merhum Said Nursî şu cevabı vermişti:

– “Allahu Zülcelâl Hazretleri, Kur’an-ı Kerim’inde: “Öyle bir kavim getireceğim ki onlar Allah’ı severler, Allah da onları sever” buyurmuştur. Ben bu beyan-ı ilâhî karşısında düşündüm. Bu kavmin bin yıldan beri âlem-i İslâm’ın bayraktarlığını yapan Türk milleti olduğunu anladım. Bu kahraman millete hizmet yerine ve 450 milyon hakiki Müslüman kardeş bedeline birkaç akılsız kavmiyetçi kimselerin peşinde gitmem.

 

 

Şark’ta Şeyh Said hâdisesi çıktığı sıralarda mektup yazarak kendisine:

“- Nüfuzunuz kuvvetlidir. Bize yardım edin! diyen Şeyh Said’e merhum Said Nursî, şu cevabı göndermiştir:

“- Türk milleti asırlardan beri İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, çok veliler yetiştirmiştir. Bu kahraman milletin torunlarına kılıç çekilmez. Kardeşi kardeşe çarpıştırmak doğru olmaz. Böyle kötü ve sakat teşebbüslerden vazgeçiniz!”

Merhum Said Nursî, Van’da bulunduğu sırada, Şeyh Said tarafından bazı aşiret reisleri kendisini ziyarete geldikleri sırada Şeyh Said hareketine katılmayı isteyen bu ağalara şöyle söylemiştir:

“- Yine menfî bir fikirle mi geldiniz? Türk milleti tarihte İslâm’ın reisliğini en iyi şekilde yapmıştır. Şimdiden sonra da İslâm’ın reisliğini yine onlar deruhte edecektir. Bu yolsuz hareketlerden vazgeçiniz.”

1933 yılında Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde merhum Said Nursî şöyle demiştir:

“… Benini ismim Said Nursi iken Said Kürdi ve Kürd diye yâd ediyorlar. Bundan güdülen maksat, hem âhiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkemeye adaletin mahiyetine bütün bütün zıt bir cereyan vermektir.”

Merhum Said Nursî diyor:

“- Benim gibi ciddi bir muhabbetle Türk milletini seven ve Kur’an’ın senasına mazhariyetleri cihetiyle Türk milletini pek çok takdir eden, altı yüz seneden beri bütün dünyaya karşı koyan ve Kur’an’ın bayraktarı olan bu millete karşı, şiddetli taraftar bulunan; hocalık haysiyetiyle izzet-i ilmiyeyi muhafaza eden; hakaik-i imaniyeyi vazih bir surette teşrih ile ders veren bir insanın on sene, belki yirmi otuz sene zarfında yirmi otuz değil; belki yüz, belki binlerce talebesi sırf iman ve hakikat noktasından onunla fedakârane bağlansa ve âhiret kardeşi olsalar çok mudur? Zararlı mıdır? Hiç ehl-i vicdan, ehl-i insaf bunları tenkide cevaz verir mi?.”

Bu derece kavmiyetçilik ve Kürdçülük aleyhinde olan Bediüzzaman Said Nursî’ye, kavmiyetçilik, Kürdçülük isnadı çok zalimane bir iftira değil midir?

“Bediüzzaman’ın kitaplarında böyle bir Kürdçülük fikri var mı? diye o cihetten tetkik edildi. Bilâkis kendisinin, memleketi birbirinden ayırıcı, menfi milliyet fikrî aleyhinde olduğu görüldü. Mektubat adlı eserinde menfi milliyet için şöyle dediği görülüyor:

“Evet, ben Şark’ta doğdum. Fakat felillâhihamd Müslüman’ım. Her asırda kudsî milletimin üç yüz elli milyon efradı vardır. Bu üç yüz elli milyon hakiki, ebedî kardeşleri, üç buçuk milyon Kürde değişmem. Kürdçülük, Türkçülük, Arapçılık gibi menfi milliyet fikri hariçten içimize sokulmuş bir zehirdir, bir frengi illetidir. Dessas Avrupa zalimleri ve Asya münafıkları, bizleri birbirimize düşürüp parçalamak ve yutmak için bu menfi milliyet fikrini aşıladılar. Çünkü onlar “Parçala ve yut” diye birbirimizin aleyhine türlü yalanlar ve iftiralar uydurarak bizi birbirimize düşürürler. Bir zaman dünyaya hükmeden imparatorluğumuzu bu şekilde kardeşi kardeşe vurdurmak suretiyle parçaladılar.”

“Yine bir vakit, Mevlâna Rifat namında birisi, Kürdistan devleti kurmak fikri ile Kürd Teali Cemiyeti kurmuştu. Bu cemiyetin reisliğine Bediüzzaman’ı getirmek için yaptıklan teklife:

“- Yaptığınız, milleti parçalamaktır, millete ihanettir. Ben sizin cemiyetinize giremem” diye şiddetli bir surette reddetmiştir.

“Şark isyanını çıkaran Şeyh Said’e:

“- Bin seneden beri âlemi İslâm’ın bayraktarı olan bu milletin torunlarına kılıç çekilmez” diye isyandan vazgeçmesi için mektuplar yazmıştır.

“Bediüzzaman’ın eserlerinde Türkler hakkında şu cümleleri görüyoruz:

“İşte ey ehli Kur’an olan şu vatanın evlâtları! Altı yüz sene değil, belki Abbasîler zamanından beri, bin senedir Kur’an-ı Hakim’in bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyup Kur’an’ı ilân etmişsiniz. Milletinizi Kur’an’a ve İslâm’a kale yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz. Müthiş tehacümatı def ettiniz.. “Allah öyle bir kavim getirdi ki onları sever, onlar da O’nu sever. Müminlere karşı şefkatlidir. Kâfirlere karşı hiddetlidirler. Allah yolunda mücahede ederler.” ayetine güzel bir mâsadak oldunuz! Şimdi Avrupa’nın frenkmeşrep münafıklarının desiselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitabe mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız.

“Ey Türk kardeş! Bilhassa sen dikkat et. Senin milliyetin İslâmiyet’le imtizaç etmiş, ondan kabili tefrik değil, Tefrik etsen mahvsın. Bütün senin mazideki mefahirin İslâmiyet defterine geçmiş, bu mefahirin zemin yüzünde hiçbir kuvvetle silinmediği halde sen şeytanların vesvesesiyle desiseleriyle o mefahiri kalbinden silme.”

“Ve netice itibariyle Said Nursi’nin hayatını Türklerin içinde geçirmesi, ekseri dost ve muhipleri Türklerden olması ve yüz otuz eserini Türkçe yazması ve bütün eserlerinde böyle bir dâvayı reddetmesi onun Kürdçülükle hiçbir alâkası olmadığının kuvvetli bir delilidir…”

BDP’lilerin de kavmiyetçilik belâsından kurtulmaları dileğiyle…

Eşref Edib, Risale-i Nur Muarızı Yazarların İsnadları Hakkında ilmi Bir Tahlil, İttihad Yayınları, İstanbul 2006, s. 80- 110.

Akif EDİP

http://www.milligazete.com.tr/makale/kurdcu-bdp-lilere-said-nursî-den-buyuk-dersler-213173.htm

1 Yorum (+add yours?)

  1. fevzi bulgan
    Eyl 08, 2011 @ 11:16:07

    “- Türk milleti asırlardan beri İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, çok veliler yetiştirmiştir. Bu kahraman milletin torunlarına kılıç çekilmez. Kardeşi kardeşe çarpıştırmak doğru olmaz. Böyle kötü ve sakat teşebbüslerden vazgeçiniz!” Bediiüzaman bu sözü şeyh sait başkaldırısı için söylediğini iddia etmek türkçülük yalanından başka bir şey değildir,bu sözü yıllar önce başka bir kürt isyanı için söylemiştir.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: