Bediüzzaman’ın, Ermeni çetelerle mücadelesi ve Rusların teklifi

Bediüzzaman Van’da kendi kurduğu medresede öğrencilerine eğitim verirken Kafkas Cephesi açılır. “Zaman vatanı düşman çizmesinden kurtarma zamanıdır” diyerek medresesini talimgâha çevirir.Van ve çevresinden gönüllüleri toplayarak, bir alay kurar. Durumu Enver Paşa’ya iletir. Enver Paşa, Bediüzzaman’ın bu vatansever tavrını takdirle karşılar ve Bediüzzaman’ı kendi kurduğu gönüllü Alay’a, Alay kumandanı olarak atar. Keçe Külahlılar ismiyle nam salan bu Alay’ ın silah ihtiyacını devlet karşılar ancak diğer ihtiyaçlarını kendileri temin eder.

Bediüzzaman kurduğu bu gönüllü Alay’la Ruslar’a ve Ermeni Çetelere karşı çetin mücadelelere girer. Ermeni Çetelerin Müslüman köylerdeki katliamlarını durdurur. Ermeni çetelerinin savunmasız Müslüman köylerindeki katliamlarının arttığı bir dönemde gönüllü birliğiyle bir Ermeni kasabasını kuşatır. Kasabada sadece kadınlar ve çocuklar vardır. Kadınların gözlerindeki korkunun dehşeti gören Bediüzzaman, “Korkmayınız biz masumlara ilişmeyiz” diye onları teskin eder. Oğullarının ve eşlerinin çetelere katılıp neler yaptıklarını iyi bilen kadınlar, bu gönüllü Osmanlı birliğinin de kendilerine aynı zalimlikleri yapacaklarını zannetmişlerdir. Bu hadiseden sonra Ermeni Çeteler Müslüman köylerini basarak zulüm yapma işine bir dönem ara verirler.

Savaşın ilerleyen zamanlarında neredeyse bütün öğrencileri şehit düşer. Bitlis’te Ruslarla çarpışırken geceleyin yüksek bir duvardan atlarken Bediüzzaman’ın ayağı kırılır. Birkaç öğrencisiyle otuz altı saat soğuk, kar, çamur içinde bir dehlizde kalırlar. İleride Rus nöbetçileri gözükmektedir. Ermenilerin eline geçmemek için teslim olmak zorunda kalırlar.

O âna şahit olan bit öğrencisi durumu şöyle anlatır:

“Az sonra Ruslar gelerek bizi alıp kumandanlarının bulunduğu yere götürdüler. Kumandan Türkçe bilmediğinden, Ermenilerden bir tercüman getirdiler. Arkadaşımız Abdülvahhap da biraz Ruşça biliyordu. Ermeni tercümanın, Üstad’ın sözlerini yanlış aktardığını Üstad’a bildirdi. Bunun üzerine Üstad hiddetlenerek, Müslüman bir tercüman getirmelerini istedi. Az sonra Tatarlardan bir tercüman getirdiler.

Rus kumandanı, Üstad’a ‘Siz tanınmış ve nüfuzlu bir kumandansınız. Aşiretlere birer mektup yazarak, gelip silâhlarını teslim etmelerini bildirin. Anlaşma yapalım. Yine buraları onlara bırakıp gideriz’ deyince, Üstad cevaben:

‘Siz Ermenilerin silâhlarını toplayın, onlar bizim himayemize girsinler, o zaman sizinle anlaşırız’ dedi. Rus kumandanı: ‘Bitlis ve Muş civarında otuz beş bin silâhlı Ermeni var. Bunların hepsinin silâhlarını toplamak imkânsızdır’ dedi. Üstad hiddetlenerek, ‘Biz bunlara bu kadar hürriyet verdiğimiz halde, başımıza bu felâketi getirdiler. Çoluk çocuk dinlemeden katliâm yaptılar. Geri kalan insanları da, çeşitli desiselerle onlara kırdırmak mı istiyorsunuz? Bütün dağ-taş senin askerlerinle dolsa, bundan sonra Deliklitaş’ı (Bitlis’in batısında şehre girişten önce, sarp kayaların oyulmasıyla yapılan bir geçittir.) geçemeyeceksiniz’

“Daha sonra Üstad’ı Said isminde bir talebesini yanına almasına müsaade ederek, bizden ayırdılar ve Rusya’ya sevkettiler.”(1)

Bediüzzaman, Rusların makam mevki tekliflerini reddeder. Rusların teklifini reddedince Sibirya’ya bir Osmanlı subayı olarak sürgüne gönderilir.

Sibirya’daki esir kampında, Çar’ın damadı olan Rus Kumandanın karşısında, ‘’Benim dinim başkalarının karşısında tazimde bulunmayı reddeder’’ diyerek ayağa kalkmaz ve idama mahkum edilir. İdam öncesi kıldığı iki rekat namaz, Rus Kumandanını etkiler ve ‘’Bu adam benim huzurumda eğilmezken bilinmeyen bir zatın karşısında iki bülküm yere eğiliyor. Bu adam samimidir’’ diyerek affedilir.

Rusya’da Komünist ihtilal olunca iç karışıklıklardan faydalanarak iki yıl esir kaldığı Sibirya’daki esir kampından kaçarak Almanya üzerinden İstanbul’a gelir. Ne ki bir zaman sonra İstanbul, İngilizler tarafından işgal edilir. İngilizlere karşı halkı örgütlemeye başlayınca İngiliz İşgal Kumandanı tarafından İdamına karar verilir. Bediüzzaman hakkındaki bu karara rağmen, bu karara rağmen İstanbul’da faaliyetlerine devam eder. Sonra da Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye destek verir.

Ne yazık ki, bütün bunlara rağmen Bediüzzaman hain olarak görülür.

Şeyh Said ayaklanması bahane edilerek bir şubat soğuğunda Van’dan alınarak Isbarta’ya sürgüne gönderilir.

1)Necmettin Şahiner, Son Şahitler, Molla Münevver 1.Cild s. 51)

Arif Akpınar (arif_han@mynet.com)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: